Vizyonumuz
Tüm Türkiye’de ‘Ediz Hoca ile’ Programlarının yaygınlaştırılması ve bu programları uygulayabilecek Eğitimcilerin yetiştirilmesini sağlayarak Eğitim Camiasında bir model olmayı hedeflemektedir.



Misyonumuz
Her bireyin özel olduğu bilinciyle yola çıkarak kişilerin bireysel özelliklerinin farkındalığına varmalarına, hedefler belirlemelerine, hedeflerine ulaşmak için bireysel özelliklerine bağlı programlar oluşturmaya, bu programlarının takibini yapmaya ve bu yolda gereken desteklerin tespitlerine yardımcı olmaktır.

Görevlerimiz 

1. Öğrencilerin  Matematik gibi adı "ZOR DERS"E çıkmış bir derse dahi kendi başlarına çalışabilir ve çalıştıkları derslerden zevk alır hale getirmektir.

2. İlk ve orta öğretim düzeyindeki  öğrencileri ile aileleri arasında zaman zaman yaşanan iletişim sorunlarına yardımcı olmaktır.

3. Gelecek nesillerin fikri hür vicdanı hür, donanımlı ve bilinçli nesiller yetişmesine katkı sağlamak.

Yöntemlerimiz 

Yöntemlerimiz Eğitim Camiasında bilinen ama ya şartlar gereği çok da uygulanmaya fırsat bulunamayan veya ihmal edilen çalışmalara dayanmaktadır.

1. Kişisel bilgi ve becerilerinin saptanması için Dünya Çapında Uygulanan bir takım Değerlendirme Testleri uygulamak,

2. Bu bilgi ve beceriyle uygun meslek dallarının belirlenmesi,

3. Belirlenen meslek dallarına uygun çalışma planlamarının yapılması,

4. Eksik kalınan yerlerde desteklenmesi ( Bilgi - motivasyon - yönlendirme)

Ediz Hoca Kimdir? 
1970 Ankara Doğumlu İlk-orta-Lise ve Üniversiteyi Ankarada okudu.
1995 yılından itibaren kendini eğitim sektörüne adadı. 

Bugüne Kadar Uyguladığı Programlar

  • Garantili ÖSS
  • Performans Zıplatma Teknikleri
  • Eğitim Koçluğu
  • Sıfırlama Tekniği
  • 1 haftada Limit Türev İntregral
  • 1 Ayda LYS Matematik 
  • 12 Günde YGS Matematik 
  • 8 Günde Ygs Geometri
  • 10 Günde LYS Matematik
  • 12 Günde YGS Geometri
  • 3 Günde Limmit-Türev-İntregral
  • 3 Günde LYS Geometri 
  • Yaz Dönemi Kamp Programları (2018 Yaz Dönemi için hem Ankara hem de Muğla Akyaka Programları yapılacaktır.)

Başarı Nedir?

Hepimizin aklında başarı ile ilgili fikirler vardır. Ancak her birimiz için başarının kendimizce bir tanımı olduğunu her hangi bir sohbette dahi görebiliriz. Peki başarı ve başarısızlık için kriterler nelerdir?

                Öncelikle başarı için öncelikle bir HEDEF ortaya koyulmalı ki bu HEDEF’E ulaşmak bir başarı olsun.

Peki ” hedef olmadan başarı olamaz mı?” şeklinde bir sorunun cevabı ise oldukça basittir.

·         Hayır, olamaz.

·         Peki neden olamaz?

·         Çünkü olmayan bir hedef ile neyi başardığımızı nasıl bileceğiz?

·         Ama ben pek çok şeyi hedef koymadan başardım.

·         Peki neleri başardığınızı düşünüyorsunuz?

·         Örneğin okulumda başarılı bir öğrenciydim.

·         Peki kime göre başarılıydınız?

·         Sınıfın geneline göre.

·         Peki ya sınıfınız zaten zayıf bir sınıf ise bu bir başarı sayılır mı? Kötülerin arasında bir parça daha iyi olmak sizi başarılı kılıyor mu?

·         ……..

Görüldüğü gibi başarı için kıstas yapabileceğimiz bir takım değerler belirlemesi yapabilmemiz gerekmektedir. Son sorunun cevabı için;

·         Ama bizim okulumuz ….. ilinde ilk üç okul arasında ve benim sınıfım da en başarılı sınıflardan birisiydi. Öyle ki Teog sınavlarında bizim sınıftaki öğrencilerin .. tanesi Fen Liselerine, … tanesi de Türkiye’nin en başarılı Anadolu Liselerine girdi. Ben de … Fen veya Anadolu Lisesine gittim

Şeklinde bir cevap verebilseydi hepimizin aklında belli bir başarı kriteri yer almış olacaktı. O halde başarılı veya başarısız olduğumuzu belirleyebilmek için belli bir takım standart değerlere ihtiyacımız var. Bu sınavlarda yüksek not almak başarı için mutlak gerek anlamına asla gelmez. Çünkü sınavlar çoğu zaman öğrenciler üzerinde çeşitli sebeplerden ötürü stres yarattıkları için her zaman gerçek durumlarını yansıtmaz. Ancak bu da sınavlar gereksizdir gibi bir anlam kesinlikle taşımıyor. Sınav yapılmazsa öğrendiklerimizi gerektiği gibi kullanabilecek düzeyde öğrenip öğrenmediğimizi anlamamız zorlaşır.

                Şu sözle eminim ki çok karşılaşmışsınızdır ;

Bizim çocuk çok zeki ama ……

Bu amaların sonu bir türlü gelmez, şöyle ki;

·         Öğretmenini çok sevmedi,

·         Öğretmen iyi öğretemedi,

·         Çok çalışamadı,

·         Tuvalet ihtiyacı gelmiş sınavda,

·         Çok da önemli bir ders değil zaten,

·         Düzenli ders çalışmıyor,

·         Hiç ders çalışmıyor, sadece derste dinlediği ile giriyor sınava,

·         …..

Bu örnekler daha da çoğaltılabilir. Bütün bir sene boyunca hiçbir dersten iyi bir sonuç alamayıp sınıfında sonunculukta yarışan öğrencilerin aileleri de bu sözü söylediğin de güleyim mi, kızayım mı, ağlayayım mı bilemiyorum.

Neden mi güleyim? Çocuğu ile sadece sınav sonuçları dışında dersleri ile ilgilenmemiş, çocuğunu hiç başka çocukların durumu ile karşılaştırmamış sadece çeşitli bahaneler ile çocuğunu düştüğü durumdan kurtarmaya çalışan klasik bir ebeveyn davranışı da ondan.

Neden mi kızayım ? Çünkü yukarıda söylediğim durumları çocuğu yaşarken bunları ne şekilde aşarım sorusunu kendisine hiç sormamış. Çünkü bunları sorarsa alacağı cevaplar ile bir çözüm üretemeyeceğini düşünüyor. Çünkü çözüm üretmek yorucu. Bu kişi ise kafasını yormak yerine ya çocuğuna hakaret ediyor, ya “ akşam babana anlatırsın bunu” diyerek çocuğunun sorununu babaya pas atıyor, ya iki tokat atarak daha çok çalışmazsa daha çok sopa yiyeceğini söyleyerek tehdit ediyor. Özellikle çocukları tehdit etmek hele ki dayak ile tehdit etmek çocuğun üzerine kapanamayan yaralar açılmasına ve hatta çocuğun anne babadan fiziksel olarak daha güçlü hale geldiğinde anne babaya karşı “ Artık ben daha güçlüyüm, dolayısıyla siz benim sözümü dinleyeceksiniz, yoksa…” gibi dilimin söylemeye varamadığı cümleler söyleniyor ki bu ise bu sefer anne babalar üzerinde büyük bir hayal kırıklığı ve travmalar yaratıyor.

Hocam biraz abartmadınız mı ? Gazetelerin üçüncü sayfalarında yer alan haberlere bir göz atarsanız maalesef pek de abartmadığımı göreceksiniz.

Hocam başarmak konusundan buralara nasıl geldik dediğinizi duyar gibiyim. Başarmak önemlidir. Bunun için hedefler koymak önemlidir. Bunları basamaklar şeklinde birer birer halletmek gereklidir. Sıçrayarak üç dört basamak atlayabilirsiniz belki ama atladığınız basamaklarda kaçırmış olduğunuz tecrübeler mutlaka bir soruna neden olacaktır. Marifet basamakları üçer beşer çıkmaya çalışıp başarısızlıklarınıza kılıf aramak değil sağlam adımlarla birer birer çıkmaktır.

DOĞRU ÇALIŞMAK NEDİR?

“Doğru çalışmak nedir?” sorusuna hemen hemen herkesin ayrı bir yanıtı vardır. Bu çok da yanlış değildir. Çünkü her bireyin kendine özgü birtakım yetenekleri olması kadar doğal bir şey olabilir mi?

Peki ama bu durumda doğru çalışmak kişiye göre nasıl belirlenir?

Bu konuda çok eskilerden beri yapılan en büyük yanlışlık “ İşte abin – ablan – komşunun çocuğu şu şekilde çalışıp başarılı oluyor. Sen niye bu şekilde çalışmıyorsun?” şeklindeki yaklaşımdan vazgeçilmelidir. Nasıl ki çamaşır makinesinin olmadığı zamanlarda elde yıkama yapılıyordu ancak çamaşır makineleri çıktıktan sonra elde çamaşır yıkama devri kapandıysa ders çalışma yöntemi olarak başarılı olarak tanımladığımız kişileri çocuğumuza örnek olarak göstermekten vazgeçmemiz doğru olarak atılacak ilk adımdır. Sonraki doğru adım ise Kişisel Öğrenme Stilleri Testi – Dikkat ve Yoğunlaşma Testi gibi çok basit, az zaman alan ama sonuçlarından çocuğumuzun doğru çalışma yöntemini keşfedebileceğimiz bir takım önemli bilgilere ulaşmaktır.

Peki bu testlerden çıkan bilgiler ne işe yarar ve ne şekilde kullanılır ve nerede yapılır?

Bu testlerin aslında tüm okulların rehberlik servislerinde olduğunu bu testleri okullarda tanıtıp isteyen öğrencilere uygulama yapmak için İlçe Milli Eğitim Bakanlığına gittiğimde öğrendim. Yoksa sadece Kişisel Gelişim Uzmanları veya benim gibi Eğitim Koçları tarafından uygulandığını sanıyordum. Bunun üzerine bir devlet okulunda görev yapmakta olan benim için çok değerli bir rehberlik öğretmeni arkadaşıma bu durumu anlattığımda “Evet biz bunları okullarda zaten uyguluyoruz” şeklinde bir cevap alınca şaşkınlığım bir kat daha arttı. Çünkü bugüne kadar devlet okullarında okuyup benden yardım isteyen hiçbir öğrenci veya veli bu konuda okulda böyle bir çalışmanın yapılmadığını söylemişlerdi. Ben arkadaşıma bunu söylediğimde ise “Bu testlerin bir ihtiyaç durumu olduğunda yapılıyor” dedi. “Peki böyle bir şeye öğrencinin ihtiyacı olup olmadığını öğrenci nereden bilebilir ki?” soruma ise “Öğrencinin bir sorunu olduğunda bize gelir. Biz de öğrencinin sıkıntısını anlamak için bu tür testleri veya başka türde testleri uygulayabiliriz” dedi. Halen nasıl ki otomatik çamaşır makinesinden haberi olmayan bir kişinin böyle bir makineye ihtiyacı olup olmadığını bilemeyeceği gibi bu tür testler ve sonuçlarına göre kendine ait çalışma yöntemlerini geliştirebileceğini bilmeyen öğrencinin böyle bir teste ihtiyaç duymasını beklemek ne kadar doğru olur diye düşünüyorum.

Peki bu testlerin bu kadar önemli olmasının sebepleri nelerdir?

Dikkat ve Yoğunlaşma Testi

Bu konuyla ilgili pek çok test olmakla birlikte dünyada geçerliliği olan testlerden birisinin uygulama süresi sadece 6 dakika sürmektedir. Sadece 1,5 dakikadan oluşan 4 periyodun her birinde başında söylenen harfi üç paragraf boyunca bulup işaretlemesi yeterli oluyor.

Buradan edindiğimiz bilgi ile kişinin dikkatini hangi zaman aralıklarında yoğunlaştırabildiği ve buna bağlı olarak da çalışma periyotlarının belirlenmesi.

Örneğin kişinin başlangıçta dikkati daha yoğun giderek dikkati azalıyorsa bu kişi yaşına göre değişkenlik gösterse de  1 saatten sonra kısa bir ara vermeden devam etmeye kalkarsa verimli olamayacaktır.

Dikkati başlangıçta düşük daha az ama zaman içerisinde yoğunlaşması artıyorsa bu kişinin de 1 saatten önce çalışmanın başından kalkması tam verim almaya başlamışken çalışmayı bıraktığı için alacağı verimi azaltmaktadır. Halbuki zaten ilk yarım saatte ancak konsantre olmuş olan bu kişinin verimli çalıştığı süre ancak yarım saat olur ki bir saatte halletmesi gereken bir çalışma için 1 saatten sonra verdiği ara çalışmanın 2 saatte bitmesine sebep olur.

Kişisel Öğrenme Stilleri ( KÖS ) Testi

Kişilerin öğrenme stilleri olarak 3 ana grupta sınıflandırılırlar. Bunlar “Görsel”, “İşitsel” , “Dokunsal (Kinestetik)” olarak adlandırılmıştır.

                Unutulmaması gereken bu üç gruptan herhangi birisine tamamen uygunluk durumu diye bir beklenti içine girilmemesi gerektiğidir. O şekilde de olabilmekle beraber farklı gruplar içerinde kişinin kendine uygun özel durumları saptayarak bu doğrultuda Eğitim Koçuyla birlikte kişiye özel durumun belirlenmesi çok önemlidir. Bunların belirlenmesinden çok ders çalışma yöntemleriyle birlikte çalışmak Matematik gibi adı “Zor Ders” olarak çıkmış dersin bile rahat öğrenilmesine neden olmaktadır.

Özellikle çocuklarımızın Ergenlik dönemlerindeki psikolojik dalgalanmalarını da göz önüne aldığımızda bu tür onların özelliklerine göre çalışma yöntemlerinin belirlenmesi onların kendilerine olan güven duygusunun da artmasına neden olmaktadır. Yoksa zaten zor geçirdikleri süreçleri bir de kendilerine uygun olan yöntemlerle değil de diğer başarılı olanların çalışma yöntemlerinin örnek gösterilmesi veya dayatılmaya çalışılması büyük oranda geri tepmelerle sonuçlanıyor. Bu da başarı grafiklerinin düşerek kendilerine olan güven duygularının azalması ve buradaki kaybın arkadaş çevresinde genellikle aileler tarafından anlamsız gözüken çeşitli etkinlikler ile kapatmalarına yol açıyor. Tabi ki aileler için anlamsız gözüken bu etkinlikler genellikle onların var olan başarısızlıklarını düzeltmek için gerçekten fayda sağlamasa da en azından kısa bir süre onların rahatlamalarına yardımcı da olmaktadır.

Doğru zamanlarda yapılan doğru işler çocuklarımızın gelişimi için faydalıdır. Zaman zaman aileler ile çocuklar arasında yaşanan ki “ Kuşak Çatışması” olarak nitelendirilen bu gibi sorunlar bu türde basit çalışmalar ile giderilebilirken sadece bunların çözümünün bu tür testler ve uzman kişilerle aşılabilir olunması manidardır. Öyle ki bu tür sorunların çözümünün çocuklarımızın okuduğu okullarda yapılabilir olduğundan bile velilerin de öğrencilerimizin de haberinin olmaması bu tür sorunların çözümünü geciktirmektedir. Ancak okul ortamında bu tür çalışmaların yapılabildiği gibi Eğitim Koçluğu olarak bizim bünyemizde veya başka Kişisel Gelişim Uzmanlarının bulunduğu Özel Kuruluşlarda da yapıldığını bilmek gerekmektedir.

Çocukları için her türlü fedakarlıktan kaçınmayan velilerimizin bu yazıyı okuduktan sonra daha bilgili olarak bu tür desteklerle hem çocuklarının kendi içinde bulundukları sorunlarla başa çıkmalarının hem de özgüvenini kazanmış olan çocuklarının aile içinde yaşadıkları ki özellikle yaş döngülerindeki sıkıntıları da hafifleteceğinin bilinmesi oldukça önemli bir konudur. Aynı zamanda doğru çalışmayı bilmek kişinin gerçek kapasitesinin ortaya çıkması için de çok önemli fırsattır.

Ücretsiz bilgi almanız için sizi arayalım!